Üsküdar Mevlevîhanesi Şerife hanım kabri

Şubat 1, 2009 yazan: emreb
SerifeHanim_01

SerifeHanim 1

SerifeHanim_02

SerifeHanim 2

Üsküdar İmrahor, Ayazma mahallesi, Doğancılar caddesi üzerinde bulunan Üsküdar Mevlevîhanesi hazîresinde medfun bulunan Üsküdar Mevlevîhanesi yedinci(?) postnişîni Ahmed Arif Efendinin kızı Şerife hanımın, güzel bir hanım mezar taşı başlığı örneği de olan mezar taşı kitabesinde Ta’lik yazı ile şöyle yazmaktadır:

Ya Hazreti Muhammed Mevlâna Celâleddin-i Rûmî /

Üsküdar Mevlevîhanesi /
Postnişini Reşadetlû /
Ahmed Arif Efendi /
hazretlerinin kerîmesi /
ve Hafız Süleyman efendinin /
halîlesi merhume ve mağfurleha /
Şerife Saliha Hermez? hanımın /
Ruh-ı şerifi içün e’l-Fatiha /
fi 15 sene 1284 Safer (17 Haziran 1867) /
nemekahu Mısrî

Albaraka Türk Hat Yarışması – Celi Ta’lik ikincisi

Kasım 25, 2008 yazan: emreb

talik-tahsin-kurt

Albaraka Türk 2008 Hat Yarışmasında Celi Ta’lik dalında maalesef birinciliğe laik bir eser bulunamadı. Tahsin Kurt bey’in Celi Ta’lik kıtası ikincilik ödülünün sahibi oldu. Kıtada şöyle yazılıdır:

Susuz değirmenlerin ne ile döner çarhı /

Kerem etmeyen beyin fakirden nedir farkı

Albaraka Türk Geleneksel Hat Yarışması 2008

Kasım 24, 2008 yazan: emreb

al-baraka-turk-yarisma_rYardımseverlik temalı 2008 Albaraka Türk Hat Yarışması sonuçlandı. Kazanan sanatçılara buradan ulaşabilirsiniz.

Dereceye giren eserler Ayasofya Camii müzesinde Üst Galeride (üst kat) 30 Kasım 2008′e kadar sergilenecek.

Eserlerin küçük boyutta resimlerinin yer aldığı sergi broşürünü PDF olarak buradan indirebilirsiniz.

2005 yılında düzenlenen ilk Albaraka Türk Hat Yarışması eser kataoğuna da PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

ayasofyaustgaleri

Geleneksel Türk Kitap Sanatları: Bugünün Ustaları Sergisi

Kasım 1, 2008 yazan: emreb

Tüyap, 27.İstanbul Kitap Fuarında 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından düzenlenen “Geleneksel Türk Kitap Sanatları: Bugünün Ustaları” sergisi bugün (01.11.2008 Cumartesi) sanatseverlerle buluştu.

Sergide, Ebru, Hüsn-i Hat, Tezhib, Minyatür, Ciltçilik alanlarında Alparslan Babaoğlu, Sadrettin Özçimi, Davut Bektaş, Osman Özçay gibi günümüz ustalarının ellerinden çıkan çok kıymetli eserler sergileniyor.

Beylikdüzü Tüyap Fuar merkezinde, 27.İstanbul Kitap Fuarı bünyesinde 6.Salon 102A standında bulunan sergi, 1-9 Kasım tarihleri arasında gezilebilecek.

Soldaki resimde Davut Bektaş hocanın Celî Sülüs Besmelesi önünde, sergide eserleri bulunan ustalar ve emeği geçenler görülüyor.

Sülüs, Nesih, Ta’lik ve Divanî’de Sıhhât

Ekim 27, 2008 yazan: emreb

Kıymeti kaybedildiğinde anlaşılan nimetlerin başında gelen ve yitirildiğinde başka hiçbir şeyde kıymet bırakmayan sağlıkla ilgili, Kanunî Sultan Süleyman’ın anlam dolu gazelinin, Yazının devamını oku »

Hattat Davut Bektaş

Ekim 26, 2008 yazan: emreb

Günümüz Hüsn-i Hat ustalarından Davut Bektaş hocanın, kendi eserlerini, Şevki Efendi’nin ve Bakkal Arif Efendi’nin Meşk Murakkalarını yüksek çözünürlükle istifadeye sunduğu sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

Sol tarafta görünen eser, Davut Bektaş hocanın Müsenna Celî Sülüs bir istifidir. Ya Vedûd yazılıdır.

Vedûd, Allah’ın (c.c.) isimlerinden birisidir ve Seven, bütün mahlukatın hayrını isteyen, onlara ihsan eden anlamını taşır.

Klâsik Türk Sanatları Vakfı

Ekim 12, 2008 yazan: emreb

12 Klasik Türk Sanatı dalında, ve beraberinde Temel Sanat Bilgisi, Sanat Tarihi ve Osmanlıca gibi Klasik Sanatları tamamlayıcı dallarda da ders verecek olan, “Klasik Türk Sanatları Vakfı”, 11 Ekim 2008 Cumartesi günü, Tarihî Üsküdar Mevlevîhanesi binasında derslerine başladı.

Web Sitesine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Arapzâde Mehmed Esad Efendi

Ağustos 30, 2008 yazan: emreb

Mehmed Esad Efendi’nin, Divanyolu üzerinde Çarşıkapıdaki aile kabristanında Mehmed Sadullah Efendi ile yanyana duran kabri.

Fotoğrafta sağdaki mezar taşı Mehmed Esad Efendiye, soldaki ise Mehmed Sadullah Efendiye aittir.

Mehmed Esad Efendi’nin mezar taşı kitabesinde şöyle yazmaktadır:

Hûve’l-Hallaku’l-Bâkî /
Sadr-ı Rum-ı esbak Arabzâde /
Ârif Efendizâde Sadullah /
Edenfi mahdumu müderrisîn-i kiramdan /
merhum ve mağfurle Mehmed Es’ad /
efendinin ruhiyçün el-Fatiha /
sene 1218
fî 19 Muharrem (11 Mayıs 1803)

Arapzâde Mehmed Sadullah Efendi

Ağustos 30, 2008 yazan: emreb

Yesârîzâde Mustafa İzzet Efendi’nin talebesi olan Arapzâde Mehmed Sadullah  Efendi’nin Divanyolundaki Çorlulu Ali Paşa Camisi Hazîresindeki mezâr taşı kitâbesidir.

Kitâbede şöyle yazmaktadır:

Hüve’l Bakî /
Şeyhü’l-İslâm-ı esbak /
Arabzâde Ârif Efendi /
merhûmun necl-i mükerremleri /
reîsü’l-ulemâ sabık-ı sadr-ı /
Rumeli merhum ve mağfur /
el-hac Mehmed Sadullah efendi /
ruhiyçün el-fatiha /
sene 1259 (M.1843)

Merhum Ali Alparslan bey’in Osmanlı Hat Sanatı Tarihi

isimli kitabında Arapzâde Mehmed Sadullah efendi hakkında şu bilgiler verilmiştir:

Arapzâde Mehmed Sadullah Efendi [1180-1259 / 1767-1843]

Şeyhülislam Arapzâde Atâullah Efendi’nin torunu ve Mehmed Ârif Efendi’nin oğlu olan Mehmed Sadullah, dînî bilgiler yanında nestâ’lik adlı yazıyı merak ederek Yesârî Mehmed Es’ad’dan ders gördü ve 1208/1794’te icâzetnâme aldı. Babası gibi dînî bilgiler tahsil etmiş olduğundan zamanla İstanbul kadısı oldu. Daha sonra Anadolu ve Rumeli Kazaskerliği’ne getirildi. Son olarak reîsü’l-ulemâlık vazifesinde bulundu. Vefatında İstanbul’da Çarşıkapı’daki âile mezarlığında toprağa verildi.

Sanat hayatının ilk devresinde hocasının, son devresinde de Osmanlı Türk nestâ’lik ekolünü kuran Yesârîzâde Mustafa İzzet’in üslubuna bağlı olarak eserler vermiştir. Ünlü İranlı hattat İmâd’ı taklîden yazdığı bir kıt’ası TİEM 2497 numarasındadır. Bildiğimiz celî nestâ’lik levha ve kitâbelerinin bulunduğu yerler şunlardır: İstanbul’da Devlet Matbaası üstündeki “Dâru’t-Tıbâati’l-Âmire” ibaresi (1239/1823), Sütlüce Sa’diye Dergâhı (1252/1836) ve Kütahya Mevlevîhanesi kitâbeleri.

Hayâ

Temmuz 27, 2008 yazan: emreb

Celi Ta’lik ile yazılı kısım Peygamberimizin, hayânın ve utanmanın önemini vurgulayan hadis-i şeriflerinden bir tanesi olan, meâlen, “Utanmadıktan sonra dilediğini yap.” hadis-i şerifidir.

Alttaki Osmanlıca kısım ise, peygamberimizin Hayâ ile ilgili, “Utanmadıktan sonra dilediğini yap”, “Haya imandan bir şûbedir.”, “Haya ile iman, ikiz kardeştir. Biri giderse diğeri de gider.”, “İnsanlardan utanmayan, Allah’tan da utanmaz.” gibi hadis-i şeriflerine işaret eden Usulî’nin dörtlüğüdür. Şöyle yazılıdır:

Ger hayâ yoğise sende her ne kim dilersen et /

Bir kişide kim hayâ olmaya îmân olmaya /

Halktan eyle hayâ, Hak’tan utan ey ehl-i din /

Ger dilersen dîninin bünyâdı vîran olmaya.

Levha, Prof.Dr.Ali Alparslan hattı olup, Kültür ve Turizm Bakanlığı yayını olan “Kırk Hadis” isimli kitaptan alınmıştır.

Ziya Gökalp

Temmuz 17, 2008 yazan: emreb

Divanyolu üzerindeki II.Mahmud Türbesi hazîresinde medfun bulunan, aynı hazîrede bulunan Türk Ocağı’nın kurucularından, Türkçülükle ilgili eserleri ile meşhur Ziya Gökalp’e  ait mezar taşı kitabesidir. Kitabede şöyle yazmaktadır:

Büyük mürşid /
Ziya Gökalp burada yatıyor. /
Öldüğü gün milli bir matem günü oldu. /
Türk ocağı, onun aziz vücudunu, /
kendisini yetiştirmekle mağrur /
olan vatanın bu toprağına, ve mübarek /
hatırasını kendi kalbine gömdü. /

sene 1924

* Noktalama işaretleri, okunurluğu kolaylaştırmak için eklendi.

** Kabrin arkasındaki duvarda, kitabenin Türkçesi yazılı. Bu çeviride, 4.satırdaki “…onun aziz vücudunu…” kısmı “…onun aziz mevcudiyetini…” şeklinde yazılmış.

Yaşamın kaynağı ve Şarab-ı Tahûr misali su

Temmuz 5, 2008 yazan: emreb

Sirkeci’den Sultanahmet meydanına çıkan Alemdar caddesi üzerindeki çeşmelerden ikisine ait kitabelerdir.

Üstteki fotoğraftaki çeşme, Gülhane parkı dış duvarında bulunmaktadır. Aşağıdaki fotoğraftaki çeşme ise, Ayasofya camisi hizasında (fotoğrafta arkada görünen minare Ayasofya camisine ait) Yerebatan sarnıcı çıkış kapısı karşısına denk gelmektedir. 3 cepheli çeşmenin, sol taraftaki cephesi üzerindeki kitabedir.

İki çeşme kitabesinde de İnsan sûresi 21.ayet-i Kerîmesinin sonu olan “Ve sekahüm Rabbühüm şerâben tahûra” yazılıdır. Meâlen;

“Ve Rab’leri onlara bir şarab-ı tahûr sunmaktadır. (Elmalılı Hamdi Yazır Meâli)”

şarab-ı tahûr: Çok temiz şarab

denilmektedir. Bahsi geçen ayet-i kerîme’de cennet ehlinden bahsedilmektedir.

Çeşme kitabelerinde, İnsan sûresi 21 ve Enbiya sûresi 30.ayet-i kerîmelerine sık rastlanır. (Bir başka örnek için bu sayfada yayımladığımız Siyavuş Paşa Çeşmesine bakılabilir.) Aşağıdaki fotoğraf, Ayasofya camisi önündeki yukarıda da bahsi geçen 3 cepheli çeşmenin sağ cephesindeki kitabedir.

“Ve ce’âlna min’elmâi külli şey’in hayy” yazılıdır.

Meâlen;

“Hayatı olan herşeyi sudan yaptık” (Elmalılı Hamdi Yazır Meâli) denmektedir.

Maşallah

Haziran 15, 2008 yazan: emreb

Maşallah
ketebe (sene 1283 (M.1866)) Aziz

Trabzon Ayasofya Müzesi bahçesindeki mermer levhalardan bir tanesi; güzel bir Ta’lik Celîsi istifi. Maşallah, Allah’ın dilediği gibi, Allah diledi de oldu anlamlarına gelmektedir.

Maşallah kelimesinin açıklaması ile ilgili güzel bir yazıyı alıntı yapmadan geçemedim.

“Mâşaallah; ‘bunu Allah diledi de oldu’ demektir

Mâşaallah deyip Allah’ın mülkünde olduğunu tasdik ederek o malı korumuş oluruz. Şöyle ki dünyevi nimetler insanın emrine verilmiştir ama bunların birçoğu fânidir. Mâşaallah diyerek bize ayrılan bir nimeti veya güzelliği Allah’ın bâki alemine iade etmiş oluruz. Dolayısıyla o malda mülkte fanilik en azından sizinle beraber olduğu müddetçe kaybolmaz, o nimetin yokluğunu hissetmezsiniz. Onu kendi hayatınız ve alakanız nispetiyle kayıt altına alırsınız.

Mâşaallah söz olarak, ‘bunu Allah diledi de oldu’ demektir. İnsana “Ne kadar çalışırsan çalış, neticede bunu Allah’ın verdiği bir değer olarak kabul edersen değerlidir; aksi halde bunların Allah katında hiçbir değeri yoktur” diyerek imanımızı da vesikalandırmış oluruz. Bu sebepten dolayı anne-babanın çocuğuna daha çok nazarı değdiği söylenir. Seven kişi sevdiğini muhabbetle o kadar sahiplenir ki bu durum Allah’ın rızasına muhalif olur. Bazen bu sevgiyle beraber nimetin sahibi unutulabilir. Fakat ‘Mâşaallah’ denildiğinde ‘benim alakam bu sevmekle yine O’ndandır’ manasına gelir.

Allah’ın nimetlerini sınırlandırırken âdet olmuş bir hudut çekeriz. Ondan evvel unuttuğumuz bir nimet de O’nu sevebilme nimetidir. Yeşili görmeniz bir nimettir; yeşili sevebilme kabiliyetini veren de yine Allah’tır. Mâşaallah kelimesi ile sadece nimeti kayıtlandırmaz, kendimizi de aradan çıkarmış oluruz. Nimete mazhar olan kişiyi de aradan çıkarırız. Bu manasıyla ‘Mâşaallah’ kelimesi pratik hayatta tevhidin ikrarının da ayrı bir tecellisidir. Çünkü tevhid mahlukatta Allah’ı müşahede etmek, deliller görmek olduğu gibi her nefeste Allah’ı bilmek manasına gelen geniş bir ifadedir. La ilahe illallah ‘Ben yokum ya rabbi Sen varsın’ demenin lafzî ifadesidir. ‘Mâşaallah’ kelimesi bu tevhidi ikrar ettiğinizin, sabit kadem olduğunuzun başka başka sahalarda tecelli etmesinin tasdiki manasındadır.”

Levha – Maarifsiz Millet Yaşamaz

Haziran 15, 2008 yazan: emreb

Necmeddin Okyay üstâdın, harika, turuncu ebru çerçevesiyle çevrili Ta’lik levhası. Levhada “Maarifsiz millet yaşamaz” yazılıdır. Altındaki imzada, Ketebe Necmeddin gafere yazılıdır ve 1338 (M.1920) tarihi düşülmüştür.

Fotoğraf, Ali Alparslan hocanın “Osmanlı Hat Sanatı Tarihi” isimli kitabından alınmıştır.

Ahmet Eyüp Paşa Mezar taşı

Haziran 15, 2008 yazan: emreb

Divanyolu üzerindeki II.Mahmud Türbesi hazîresinde medfun bulunan Hüseyin Paşa’ya ait mezar taşı kitabesidir. Kitabede şöyle yazmaktadır:

Hüve’l Hayyü’l Bâkî /
Efahim-i müşiran-ı Askeriyyeden olub /
tedbir ve fazilet ve besalet ve şecaat /
bulunduğu muharebatın kâfesinde /
galibiyyet ile temeyyüz olmuş iken pençe-i /
ecele teslim-i gerden-i itaat eylemiş /
olan kumandan-ı meşhur Ahmed Eyüb /
Paşanın ruhiyçün el-Fatiha /
sene 1310 (M.1892)